İnsan Farkında Olmadan Kendini Nasıl Kandırır? Bilişsel Çelişki Nedir?

Çeşitli psikologlar, insanı daha iyi anlamayı, davranışının temelde neye dayandığını açıklamak üzere birçok deney yapmıştır. 1950’li yıllarda, Amerikalı LeonFestinger, “bilişsel çelişki” ve uyumsuzluk teorisi adındaki  önemli kuramı öne sürmüştür.

Bilişsel çelişki adındaki kuram, insanın pek de akılcı olmadığını ve aslında insanın kendi düşüncesiyle uyuşmayan davranışları kabul etmediğini, kendisiyle uyuşan davranışları da  pekdüşünmeden kabul ettiğini göstermiştir.Bilişsel çelişkiye düşen insan sayısı,evrendeki insan sayısına eşittir. Şimdi bunları örneklerle aşağıda gösterelim.

Kendi Yalanına İnanmak

Zihinsel çelişki kuramı, insanların kendi düşünceleriyle gerçek yaşam arasında sürekli olarak uyum aradıklarını gösteren kuramdır. Buna bağlı olarak insanlar, kendi düşünceleriyle çelişen bir davranış ya da tutumla karşılaştıklarında, bu çelişkinin devam etmemesi içinzihinlerinde kendilerine yalan söyler ve bir süre sonra da bu yalanı kabullenirler. Böylece karşıt görüş ve öz düşünce arasında uyum sağlanarak psikolojik rahatlığa erişilebilir. Örneğin tanınmış bir markadan kıyafetbakmaya gidiyorsunuz. Oraya gittiğinizde beğendiğiniz bir kıyafeti giydiniz ve sonra da sürekli aynadan kıyafetin üzerinizde nasıl durduğunu, boyunuza uygun olup olmadığını, rengini kontrol ediyorsunuz. Kendi kendinizi ikna etmek için oradaki personellerin ya da siz gibi müşterilerin görüşünü almak isteyebiliyorsunuz. En nihayetinde kıyafeti alma kararına erdiyseniz aklınızdaki tüm karşıt düşünceleri soyutlamışsınız demektir. Kıyafeti alıp günlük yaşamınızda giymeye başladıktan sonra, yakınlarınızdan kıyafet üzerine olumlu tepki alacak olursanız, büyük oranla bu olumlu yanıta uyumlu karşılık vereceksiniz. Ancak kıyafet üzerine olumsuz tepkiler alırsanız, yüksek oranla burada bilişsel çelişki devreye girecektir ve siz kıyafeti savunmaya geçeceksiniz. Markasından tutun fiyatına, müşteri ilişkilerine kadar, övgüler de bulunabilirsiniz. Bu kadar para verdim çünkü hem çok beğendim hem de uzun süre bu kıyafeti giyebileceğim. Tanınmamış yerlerden alışveriş yapmıyorum çünkü ne müşteri memnuniyetleri var ne de ürünlerinin kalitesi var, oradaki ürünler çok kısa sürede yıpranıyor benzerinden yorumlar yaparak adeta markanın sahibiymişsiniz gibi konuşmalar sergileyebilirsiniz. Böyle yaparak hem zihinsel çelişki önlenir hem de stres azalır yada biter. Bir diğer örnek ise, dolmuşlar olabilir. İşe gideceksiniz ve dolmuşun pek yoğun olmadığı duraktan siz binerek herhangi boş bir yere oturuyorsunuz. Dolmuş seyir haline devam ederken şoför duraklardan sürekli yolcu almaya devam eder ve artık ne ayak da ne oturak da yer kalmamıştır. Dolmuş da herkes sıkışık vaziyettedir. Şoför son durak da durup son bir yolcu daha alacakken siz araç doldu adım atacak yer yok yeter artık bu kadar yolcu bir araçta olur mu deyip, hukuki süreçten sağlığa kadar tepki gösteriyorsunuz. Bunları söylemeye hakkınız var ancak ertesi gün yine işe gidiyorsunuz, bu sefer son durakta araca binen siz oluyorsunuz. Son durak da araca siz bindiğiniz için bu sefer siz  ayakta kalıyorsunuz üstelik araçta adım atacak yer de yok. Bu kez araçta oturan herhangi birisi şoföre, araç ağzına kadar doldu nefes alamıyorum bu yaptığınız yolcu haklarına aykırı, bu yaptığınız hukuka ya da sağlığa uygun olmayan bir davranış diyerek sizin araca binmenize karşı çıkıyor. Siz demuhtemelen dün söylediklerinizi yok sayarak, araç dolu olabilir ancak işe gitmem gerekiyor, zaten geç kaldım, araca binmeyip de işimden mi olayım, hiç mi vicdanınızyok benzeri gibi cevaplar vereceksiniz. Normal şartlarda siz, dün o son yolcunun araca binmemesi için söylediğiniz sözlerde haklıydınız ama neden bugün böylesine bir tepki gösterdiniz? Dün siz oturmuşken araca binen kişinin işe ya da daha önemli bir yere gitmeyeceğini mi düşündünüz? O kişinin işinden atılmayacağını mı düşündünüz, ya da ne?

LeonFestinger’in bilişsel çelişki kuramı yukarıdaki çelişkileri ve soruları yanıtlamaktadır. Bilişsel çelişki kuramına göre, insanlar olaylara bakarken mantık çerçevesinde değil, kendi inançları ya da benimsedikleri bakış açısından bakarlar ve buna bağlı olan davranışlar gösterirler. Yani insanlar olaylara bakacakken mantık aramaksızın kendi yaşayış ilkelerine uygun biçimde bakmayı tercih ederler. Karşıt görüş ne kadar mantıklı olsa da o görüş o kişinin o anki durumuna uygun değilse o kişi muhtemelen ya görüşü reddedecektir, ya da oradan kaçınmanın yollarına bakacaktır.

Sevgili iken çok övdüğümüz kişiyi neden ayrıldıktan sonra kötüleriz

İnsanın kendisiyle çelişmesi, bir dediğinin öbürünü tutmaması, insanın kendi yalanına kendisinin inanması vb. bunların hepsi bilişsel çelişkiyle örtüşmektedir. Aslında biliyoruz ki, bu saydığımız kişiliğe sahip kişi ve kişiler hayatımızın her yerinde ya da bu kişiliğe benzemeyen insan yok. Hatta ve hatta biz de böyleyiz. Çünkü bilişsel çelişki kuramı öyledir ki, her an farkında olmadan kendimizi bilişsel çelişki kuramının içinde bulabiliriz. Örneğin samimi bir arkadaşınızla sevgiliniz üzerine yorumlaştığınızı varsayalım. Sevgiliniz sizi bazen ya da çoğu zaman ihmal edebiliyor. Sizin ona yazdığınız duygusal mesajlara eşdeğer içerik de mesajlar göndermiyor. Sizin onunla görüşmeyi istediğiniz kadar sevgiliniz sizinle görüşmek istemiyor ve bunlar için uygun zamanının olmadığını belirtiyor. Siz sevgilinizi aradığınız kadar sevgiliniz sizi aramıyor. En küçük tartışma da sevgiliniz sizden ayrılıp, ağır sözler kullanabiliyor. Ayrıldıktan sonra da bir kez olsun size mesaj ya da herhangi bir geri dönüş sağlamıyor. Her seferinde geri dönüşü siz sağlıyorsunuz. Böyle bir ilişkiniz var ancak siz yine de sevgilinizin doğru kişi olduğuna inanıyorsunuz. Sizi çok sevdiğini düşünüyorsunuz. Sizinle vakit geçirmek için, sizi aramak için, pek vaktinin olmadığına inanıyorsunuz. Ama bir yandan da bu ve bu gibi konuların üzüntüsünü de yaşıyorsunuz. Peki o zaman siz gerçekten sevgilinizin bu dediklerine inanıyor musunuz, yoksa sevgilinizin sizinle ilgisiz alakasız olduğunu kabullenemeyip, ilişkinizi bu gibi yalanlarla mı ayakta tutuyorsunuz? Acaba hangisi? İşte Amerikalı LeonFestinger’in bilişsel çelişki kuramı, bu ve bu gibi soruları cevaplamaktadır. Şimdi de sizin kadar olmasa da, sevgilinizi yakından tanıyan ve  sevgiliniz hakkında epey bilgi sahibi olan arkadaşınızdan, sevgilinizin bu davranışlarına karşı cevaplarını görelim. Arkadaşınız muhtemelen, sevgilinizin sizi pek önemsemediğinden ötürü çoğu zaman telefonlarınıza geri dönüş yapmadığını ya da geç dönüş yaptığını söyleyecektir. Sizin onu sevdiğiniz kadar sevgilinizin sizi sevmediğini ve bu sebepten ötürü size daha az ilgi gösterdiğini belirtecektir. Size değer verseydi bir şekilde vakit ayırır sizi görür ya da telefonlarınıza geri dönüş sağlardı vb. sözlerle arkadaşınız size açıklamalarda bulunacaktır. Aslında bakarsak, arkadaşınız söylediklerinin hemen hemen bir çoğunda haklı,diyebiliriz. Çünkü size bu kadar ilgisiz alakasız olan bir kişinin sadece yoğunluğundan ötürü bunları yaptığını söylemek, bir hayli zor olabilir. Sevgili, olarak nitelendirilen durum bilindiği üzere birliktelik demek, gün içinde gerçekleşen üzücü durumları paylaşabilmek, demek… Yani bilindiği üzere, tek taraflı yaşanılabilecek bir şey değildir.Bunlar, sevgilinizin sizi, sizin kadar aramamasının ya da sizin görüşme talebinize dahi çoğunlukla olumlu yanıt  vermemesinin sebebinin, size verdiği değerin yeterli olmadığını somut olarak göstermektedir. Ancak siz yine de, böylesine somut olaylara karşın sevgilinizin hala sizi çok sevdiğini ve gerçekten yoğun olduğu için sizinle, bu denli az vakit geçirdiğini söylemekten vazgeçmiyorsunuz.

Ta ki ilişkiniz bitene kadar… İlişkiniz bittiği vakit, aynı arkadaşınızla, bu kez biten ilişkiniz üzerine konuşuyorsunuz. Yine konuşmaya siz başlayıp, ancak bu sefer tersi olarak sevgilinizin size verdiği değerin, yeterli olmadığını dile getiriyorsunuz. Böylesine somut olaylar olmasına karşın, bu ilişkiyi bu kadar süre boyunca nasıl sürdürdüğünüzün pişmanlığını yaşadığınızı anlatıyorsunuz. Arkadaşınız da daha önceki yorumlarının aynısı dile getirerek o da, sevgilinizin size yeterli oranda değer vermediğini belirtiyor. Ancak bu kez aynı fikirdesiniz. Peki sevgili iken çok olumlu konuşmalarınız varken, neden ayrıldıktan sonra olumsuz konuşup eski partnerinizin kötü yanlarından bahsediyorsunuz? Acaba sevgili iken gerçekten her şeyin olumlu olduğunu mu düşünüyordunuz, yoksa ayrıldıktan sonra olumsuz şeyler bulup eski partnerinizden soğumanız gerektiğini düşündüğünüz için mi, böylesine olumsuz konuşuyorsunuz? İşte Amerikalı LeonFestinger’in öne sürdüğü bilişsel çelişki kuramı, sevgilimiz ile beraberken neden onun çok güzel olduğunu ve çok iyi bir insan olduğunu açıklamakla beraber, ayrıldıktan sonra ise neden eski sevgilimizin çekici olmadığını ve neden kötü yanlarından bahsettiğimize de açıklık getirmektedir. İlişki devam ediyorken partner üzerine olumlu yorum yapılmasının sebebi, ilgili kişinin bilinçaltında o benim partnerim, onunla bir şeyler yaşıyorum, bu sebeple onun hakkındaki bütün kötü yorumlara karşı koymalıyım ya da bunları görmezden gelmeliyim ki onunla ilişki yaşamaya devam edebileyim, düşünceleri saklıdır. Ayrıldıktan sonra eski sevgili hakkında yapılan kötü konuşmaların sebebi ise, yine ilgili kişinin bilinç altında, sevgilimle beraber değiliz, ona karşı hala bir şeyler hissediyorum, bu hislerimi bitirmek için onun hakkında olumsuz konuşmalıyım. Aksi durumda eski sevgilimi unutamam ya da daha çok acı çekebilirim, algısı saklıdır.

İşte Amerikalı LeonFestinger’in bilişsel çelişki “uyumsuzluk teorisi” kuramına göre, insanlar olaylara bakarken mantık çerçevesinde değil, kendi inançları doğrultusunda bakarlar ve buna bağlı olan davranışlar gösterirler. Bilişsel çelişki kuramına göre kişi, benimsediği düşünce ile uyuşmayan bir durumla karşılaştığında, karşıt görüş ne kadar mantıklı olsa da o kişi muhtemelen ya o görüşü reddedecektir ya kendini kandıracaktır ya da oradan kaçınmanın yollarına bakacaktır.


Merhabalar, ben Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisi Poyraz Dik olarak, VIAKEP.COM üzerinden siz değerli okurlara, bolca argümanlı makaleler yazma düşüncesindeyim. Alanım spor olduğu için, daha çok spor, sağlık, gelişim ve beslenme üzerine yazmayı öngörüyorum. Bunun yanında, ara ara felsefi yazılarımı da sizler ile buluşturmak istediğimi tebliğ ederim. İlginiz için hepinize teşekkürlerimi borç bilip, keyifli okumalar temenni ederim…

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın