Diyalektik Nedir, Diyalektiğin Asıl Tarihi Nereden Gelir ?

229

Diyalektik, kelime anlamı ile değişkenlik ve karşıtların birliğini  ifade eder, diyebiliriz. Fakat diyalektik, öyledir ki değişkenliği çok ince ihtiva eder. Diyalektik akımını öne süren Zerdüşt’ür. Emin olunmasa da Zerdüşt’ün asıl adı Sipitama olarak da bilinir. Zerdüşt’ün hayatı, yaşamı, tarihi hakkında ortak ve kesin bir kanı olmamakla beraber, bazı klasik yazarlar Zerdüşt’ün milattan önce 600 yıllarında yaşadığını işaret eder. Zerdüşt’ün İranlı olduğu bilinse de doğum yeri hakkında net bir kanı yoktur fakat, Antik İran’ın doğusunda doğduğuna dair genel bir inanç hakimdir. Zerdüşt’ün M.Ö 628 de Rey’de doğduğuna ve M.Ö 551 yılında Tahran yakınlarında öldüğüne inanılır. Zerdüşt’ün diyalektiği yaymasından sonra, Heraklitos’un Zerdüşt’en bir hayli etkilendiği bilinir. Heraklitos’un hayatına ilişkin, tıpkı Zerdüşt gibi kesin kanılar olmamakla beraber doğumu M.Ö 535 ölümü M.Ö 475 olarak bilinmektedir. Sokrates öncesi Yunan filozoflarının başında gelen Heraklitos, aynı zamanda diyalektiğin babası olarak da tanınır. Heraklitos, “Her şey akar” diyerek kendi teorisini ortaya koyar. Heraklitos’un bunda kastı: Her şey devinim halindedir ve değişim içindedir, değişmeden kalan tek şey değişimin kendisidir. O tanınmış sözü: “Aynı ırmakta ikince kez yıkanmaz” ikinci sefer de ırmağın da kişinin de aynı ırmak, aynı kişi olmadığının ifadesidir. Diyalektik tarihinden bahsettik ve şimdi de diyalektiğin açıklamasını yapabiliriz…

Somut örneklerle açıklayacak olursak: Birine iyi deriz fakat o birine iyi dememiz için onun karşıtı yani kötüsü olmalıdır ki iyinin ne anlama geldiğini bilelim. Fakat o iyi dediğimiz birine bir süre sonra kötü de diyebiliriz ve bu da gayet doğal bir durumdur. İşte tam da burada bir çoğu insan karışıklık yaşıyor ve bunun çok absürt bir şey olduğunu düşünerek şöyle diyor: “aa senin de bir dediğin öbürünü tutmuyor, daha dün iyi dedin bugün kötü diyorsun.” Bunu kısaca açıklamak gerekirse: o birine iyi dedikten sonra farklı bir durumla karşılaştınız, duydunuz veya gördünüz. Bunlar ise sizin zihninizde o kişinin iyi değil, kötü olduğuna tanık etmiş oldu. İnsan günlük yetmiş bin düşünceye sahip olabiliyorken, yukarıda da bahsini yaptığımız gibi bunun gayet doğal bir durum olduğunu açıklamış olduk. Çünkü insan düşünen bir canlıdır. Söylerken, konuşurken, kitap okurken düşünebilir. Mesela siz şuan bu yazıyı okurken muhtemelen zihninizde bir anınız canlandı. Bu da gayet doğaldır ve bununla ilgili yazımı da beyin üzerine olan makalemde bulabilirsiniz.

Bir örnekle daha derine inecek olursak kıyafet almaya, araç almaya, yada herhangi bir şey almaya çıktık. Hemen düşünmeye başlarız, ne alayım, nereden alayım, nasıl alayım vs… Kıyafeti, aracı yada herhangi bir şeyi saatlerce-günlerce-aylarca aradıktan sonra bulduk ve bulduğumuz halde yine düşünüyoruz alsam mı almasam mı, güzel mi değil mi, şimdi bu kıyafeti veya arabayı çok beğendim daha sonra pişman olur muyum. İşte fikirlerimiz hep öyle kendi içinde zıtlıklarla mücadele ediyor ve sonunda da olumlu-olumsuz karar alıyoruz.

 

Son bir örnekle daha kalıcı ve anlaşılır hale getirmek istiyorum. Bir arkadaşımız veya sevgilimiz var. Tanıştık, aylar-yıllar geçti. Çok sevmeye başladık canım-kanım-dostum-ömrüm-her şeyim, ne olursa olsun hiç ayrılamayız dedik. Ama öyle bir gün geldi ki (1-2-5-7-10-20 yıl sonra) artık her şey taştı dostum veya ömrüm dediğimiz kişiyle bağlantımızı bir anda düşünmeden kestik. Aslında düşünmeden kesmedik belki aylar belki yıllar boyu o arkadaşımızla ufak ufak sorun yaşadık ve her sorun yaşadığımızda saatlerce günlerce düşündük ve sonunda en iyi dostumuz belki de en kötü tanıdığımız oldu. Bunun akabinde yıllar boyu herkese karşı savunduğumuz iyi dediğimiz can dediğimiz güzeller güzeli kişi artık tam tersi oldu. O kişinin savunmalarına karşı çıktık, kötü dedik, çirkin dedik. İşte diyalektik böyle bir şey. Sağlıkla-sporla-bilimle kalın.

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın