Çevre Temizliği ve Kirliliği

ÇEVRE TEMİZLİĞİ
İnsanlar ve canlılar, ancak temiz bir ortamda yaşar. Çevre Temizliği, günümüzde dünyanın en önemli sorunları arasındadır. Bu konuda önlemler alınmakta, bilimsel çalışmalar yapılmakta ve yeni teşkilatlar kurulmaktadır. Bütün bunların temel amacı, insanları çevre temizliği konusunda bilinçlendirmektedir.
Toprak, Hava ve Su, dünyamıza hayat veren üç temel unsurdur. Bunları temiz tuttuğumuz sürece, dünyamız temiz ve sağlıklı olur. Evimizin önü ve sokaklarımız temiz olursa toz, çamur, sinek gibi zararlı maddeler barınmaz. Bağ, bahçe ve ormanlarımız temiz olursa dünyamızı süsleyen bitkiler ve ağaçlar canlı ve yeşil olur. Deniz, göl ve ırmaklarımız temiz tutulursa, hem tabiat hem de canlılar hayat bulur. En önemlisi de hava temiz olduğu sürece insanlar ve canlılar bu dünyada yaşayabilir. Aksi halde, hem dünyanın hem de hayatın sonu yaklaşır. Vücudumuzu yaşatan besinlerdir. Dünyamızı yaşatan ise temiz su, hava ve topraktır.

ÇEVRE KİRLİLİĞİ

Günümüzde çevre kirliliği dünyanın geleceğini tehdit etmektedir. Peki, çevre kirliliğinin nedenlerini biliyor musunuz?

Çevre kirliliği, doğal dengeyi bozan ve kaynağı insanlar olan ekolojik zararlardır. Çevre kirliliği dünyadaki tüm canlıları etkiler ve insan sağlığı kadar tüm canlıların sağlığını, yaşamını tehdit eder.

Genel olarak çevre kirliliği canlıların yaşamlarını olumsuz etkileyen ve cansız objelerin yapısına zarar veren maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışmasıdır.

Doğal çevrenin kirlenmesi tüm ülkelerin yani dünyanın ortak sorunudur. Çevre kirliliği herkesin günlük hayatını da etkileyen bir olaydır. Uygarlığın gelişmesiyle birlikte yaşanan endüstrileşme, fabrikalarda insan gücüne gereksinimi arttırmıştır. Kırdan kente göç başladı ve doğal çevrede yaşayan bireyler kentlere göçtü. Kent nüfusunun birdenbire böyle artması sonucunda ise, çevre kirliliği oldukça arttı.

Çevre kirliliğinin pek çok çeşidi vardır. Bunlar; toprak kirliliği, hava kirliliği, su kirliliği, ambalaj atıkları, ses kirliliği, radyoaktif kirlenme, ışık kirliliğidir.

ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN NEDENLERİ

Dünyada nüfusunun artması ve bu nüfusun ihtiyaçları, insan eliyle yaratılan kirliliği hızlandırmaktadır. Günlük yaşamı, özellikle de şehir yaşamını kolaylaştırıcı bazı gelişmeler doğal kaynakları bozmakta; su, hava ve toprağın kirlenmesine yol açmaktadır. Bu da bitki ve hayvan varlığına ve sağlığına zarar vermektedir. Çevre kirliğinin pek çok nedeni vardır ki bunlara örnek olarak aşağıdakileri gösterebiliriz:

– Evler, iş yerleri ve taşıtlarda petrol, kalitesiz kömür gibi karbon salınımı yüksek fosil yakıtların aşırı ve bilinçsiz kullanılması,
– Sanayi ve evsel atıkların çevreye gelişigüzel atılması,
– Kimyasal ve biyolojik silahların kullanılması,
– Orman yangınları, ağaçların kesilmesi, bilinçsiz ve zamansız avlanmalar,
– Tarım ilaçları, böcek öldürücüler, soğutucu ve spreylerde bilinçsiz ve gereksizce zararlı gazlar kullanılması,
– Nükleer silahlar, nükleer reaktörler ve nükleer denemeler gibi etmenlerle radyasyon yayılması…

ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN SONUÇLARI

İnsanoğlunun çevreye verdiği zararlar ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Çevre kirliliğinin sonuçları aşağıdaki gibi özetlenebilir:
– Dünya’nın coğrafyasının değişmesi,
– Küresel ısınma gibi iklim değişiklikleri,
– Erozyon ile verimli toprağın yani besin kaynaklarının kaybolması,
– Su kaynaklarının tükenmesi,
– Enerji kıtlığı,
– Canlıların nesillerinin tükenmesi sonucu biyolojik çeşitliliğin azalması,
– Yiyecek kıtlığı…

ÇEVRE KİRLİLİĞİ NASIL ÖNLENEBİLİR?

Çevreyi kirletmek yasalarımıza göre suçtur. Bu suçu işleyenlere para cezasından hapis cezasına kadar farklı cezalar verilebilir. Doğal çevre bizim ve bizden sonraki kuşakların içinde yaşayacağı çevredir.

– Akar ve durgun sular, hayvan ve insan artıkları ile kirletilmemelidir.
– Çöp birikmemeli, biriken çöpler hemen kaldırılmalıdır.
– Böcek, karasinek ve sivrisineklerin aşırı üremesi ve çoğalması engellenmelidir.
– Yakıtlar tam yakılmalıdır. Böylece hem hava kirliliği hem de enerji kaybı önlenebilir.
– Kimyasal atıkların havaya, suya ve toprağa karışması engellenmelidir.

Doğal çevrenin korunması için 1972 yılında İsveç’in Stockholm şehrinde BM (Birleşmiş Milletler) Çevre Konferansı toplandı. Çevre sorunlarının ele alındığı toplantıda çevre kirliliği ve çevre kirliliğinin önlenmesine yönelik çözüm yolları ele alındı. Bu konferans sonucunda 5 Haziran günü, Dünya Çevre Günü olarak kararlaştırıldı.

Ülkemizde ise 1978 yılında Türkiye Çevre Sorunları Vakfı kurulmuştur. Daha sonra Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı kurulmuş ve 5-11 Haziran tarihleri arasını Çevre Koruma Haftası olarak kabul etmiştir.


Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın