Beynimizin Yüzde Kaçını Kullanıyoruz?

520

Aslında hepimiz, Einstein’ın dehasa zekasına sahibiz! Bir safsata almış başını gitmiş. Beynimizin en fazla %3-5’ini kullanabiliyoruz, Einstein bile %10’unu kullanmış, %100’ünü kullansak kim bilir ne olur… Ben söylüyorum: ortalama hepimiz %100’ünü kullanıyoruz fakat, kimimiz, beyin loblarının bir kısmını gelişmiş halde, kimimiz gerilemiş halde kullanıyoruz. Bu asılsız iddia, 1890 yılında Harvard üniversitesinde yapılan bir araştırma sonucu ortaya çıktı. Bu araştırmaya göre insanların, beyin kapasitesine dayanarak ulaşabilecekleri en yüksek IQ seviyesi ortalama 250-300 arasıdır ve hemen bu araştırmanın açıklaması, ardından devam edildi, ancak şuana kadar bu IQ seviyesine ulaşan insan yüzdesi, %3-4’tür. Tam da açıklamanın burası yanlış anlaşılıp hızla etrafa yayıldı ve birçok insan beyninin sadece %3-4’ünü kullanabildiğine inandı. Fakat 2008 yılında, Dünya’nın en kaliteli tıp fakültesi olan Johns Hopkins Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Berry Gordon bunların çok gülünç ve saçma olduğunu açıkladı. Eğer denildiği gibi beynimizin %10’u çalışıyor, %90’ı çalışmıyor olsaydı, beyinde meydana gelen hasarların çok büyük bir kısmı duyarsız kalacaktı. Çünkü 10’da 9’luk bir olasılıkla hasar beynin “çalışmayan” bir bölgesine denk gelecekti. Ancak beynin aldığı en küçük hasar bile, çok ciddi problemlere ve hastalıklara sebep olabiliyor. Yani beynin herhangi bir kısmının işlevsiz olduğu iddiası asılsızdır. Nöroloji, günümüzde bu kadar ilerlemişken fakat yine de bir tek soruyla bu safsatayı yok edebiliriz. Einstein bile %100’ünü kullanamadıysa, peki biz hangi %100’e göre bu değerlendirmeyi yapıyoruz? Peki beynimizin max kapasitesine nasıl ulaşırız?

Öncelikle beynin tek bir bölge olarak çalışmadığını, her konu için farklı gelişmiş gelişmemiş alanlarının mevcut olduğunu bilmeliyiz. Ör:Duyduğumuz, gördüğümüz; bir kelime, cümle, görsel materyal vs… o andan 10-20sene öncesindeki belki de hiç aklımıza gelmeyeceğini düşündüğümüz anı hatırlatmıştır ve söylediğimiz ilk kelime de, “aaa evet evet ben onu yaşadım, gördüm biliyorum.” olmuştur. Yani beyin işlevsel olarak tek kapsamlı çalışmıyor. Yukarıda da belirttiğim üzere gerekli alanlarda o alanı kapsayan lobu devreye alıyor. Ör: İlk araba sürüşünüzü veya bilmediğiniz bir başlangıca giriştiğinizi hatırlayın . Araç kullanmasını öğrenmeye çalıştığınız ilk günlerde süreki vites atarken düşünüyordunuz, sağ-sol sinyal verirken düşünüyordunuz ve adeta beyniniz yanıyordu. Sonrasında ise dediğiniz söz ise. “Buna nasıl alışacağım,imkansız”olmuştur. Sonrasında ise aracı sürmeyi kavradığınız zaman, soranlara: “araba sürmekte ne var canım, bebek işi vs..” dediniz. İşte beyin böyle dehasa bir şey. Fakat unutmayalım: her alışkanlık, bir beceriyi geliştirir, beyni köreltir. Kısacası beynin her bölgesini aktif tutmalıyız ki max IQ seviyemize ulaşalım. Ör: Sürekli kitap okumak, bir dil biliyorsak bir tane daha dil öğrenmek,spor yapmak, satranç oynanıp bulmaca çözmek vs… Ancak bu tür aktivitelerle IQ’nun max kapasitesine ulaşabiliriz ve işte o zaman da imkansız dediğimiz her şeyi başarabiliriz. Ancak beynin bir bölgesi, uzun süre (10-20yıl) çalışmadığında körelebiliyor. Ör: Hepimiz yaşadık: “okadar anlatıyorum gösteriyorum ama anlamıyor bunun beyni yok!” Hayır beyni var ama beyninin o lobu ölmüş ve sizi anlamaması gayet doğal. Mesela, 50-60 yaşına gelipte, kültürle okumayla, yazmayla, sosyalleşme ile arası iyi olmayan birisine, okuma yazmayı öğretmeyi deneyelim. İşte bu gerçekten imkansız olur. Çünkü uzun yıllar boyunca beyninin çok az bir kısmını aktif tutup diğerlerini salan bir kişi bir süre sonra beyin katili olur ve beyninin o loblarını, eskisi gibi bir daha aktif bir şekilde kullanamaz. Beyin katili olmayalım. Saygılar..

Merhabalar, ben Spor Bilimleri Fakültesi öğrencisi Poyraz Dik olarak, VIAKEP.COM üzerinden siz değerli okurlara, bolca argümanlı makaleler yazma düşüncesindeyim. Alanım spor olduğu için, daha çok spor, sağlık, gelişim ve beslenme üzerine yazmayı öngörüyorum. Bunun yanında, ara ara felsefi yazılarımı da sizler ile buluşturmak istediğimi tebliğ ederim. İlginiz için hepinize teşekkürlerimi borç bilip, keyifli okumalar temenni ederim…

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın