Aslında Herkes Aynı Şeyden Şikayetçi

628

Nedir bu sürekli farklı farklı şikayet ettiğimiz ama sonucunda bir yere varamadığımız şey? Nedir bu sürekli karşımıza farklı türlerle çıkan ve sonuç olarak sürekli hep aynı yere bağlanan şey? Bunlara verilecek tek bir cevap var: KAPİTALİZM

Kapitalizm kelime anlamı ile anamalcılığı, yani üretim araçlarının özel ellerde bulunmasını kâr      amacına yönelik çalışmayı ifade etmektedir. Ancak günümüzde kapitalizm bu kelime anlamı ile yetinmemektedir. Kapitalizm daha açık ibare ile sömürü sistemini ifade etmektedir.

Aslında herkes farklı farklı şeylerden şikayet ediyor olsa da, bunun temeli kapitalizme bağlanmaktadır. Kimisi ekmeğe gelen zam için haykırır, kimisi yıl başında maaşına yapılmamış, ya da eksik yapılmış zam için isyan eder. Kimisi fazla çalıştırılıp, fazla mesai ücretini alamadığı için baş çıkartır. Kimisi yakınlarını, sevdiklerini okutamadığı için çıldırır. Kimisi bir başkasından daha çok çalışıp, bir başkasından daha az haklara sahip olduğu için isyan etmektedir. Yine bunların tek bir sebebi bulunmaktadır. KAPİTALİZM

Kapitalizm insanların zihnini geriletmek, kapitalizm güçsüzün üzerinden para kazanmak istemektedir; kapitalizm öldürücü bir rekabet sunmakta, kapitalizm, zengini daha çok zengin; fakiri daha çok fakir yapmak istemektedir. Yani kapitalizm, zayıf insanları hep sömürmek için uğraşmaktadır. Kapitalizm insanların zihnini gerileterek, insanları daha rahat kullanabileceğini öngörmüştür. Örneğin sürekli anlayışsızlığından, yaptığı baskılardan, gericiliğinden vs. şikayet ettiğimiz kişileri aslında kapitalizm o hale getirmiştir. Aslında o kişi de bilim insanı olabilir. O da okuyup yazabilir. O da diğer insanlar gibi sosyal olabilir. Ancak kapitalizm buna karşıdır, çünkü bilir; kişi bilinçlendikçe kapitalizm onu kullanmakta zorluk çeker. Kapitalizm o kişilerin beynini çürütmüştür ve o insanları hep kullanarak, ezerek, sömürerek gerici hale getirmiştir.

   KİŞİ, BİLİNCİ KADAR VARDIR. Kişinin giriştiği konu ne olursa olsun, ilgili konuda bilinçli değil ise kandırılması bir hayli kolay olacaktır. Kişiye giriştiği konudan çok bağımsız şeyler gösterilebilir, ancak kişinin ilgili konuda bilinci olmadığı için anlaması mümkün değildir. Çok kötü şey çok kaliteli bir şey olarak gösterilebilir, yüksek değerler biçilebilir ve kişiye böyle satılabilir. Kişi bunu aldığına çok sevinebilir ve asıl üzücü tarafı da, çok kaliteli bir ürünü çok ucuza aldığını sanması olabilir. Oysa hiç kalitesi olmayan bir ürüne yüksek değerde ödeme yapmıştır. Kişi bunu taa ki ürünü kullanıp sorunlarıyla karşılaşmayana kadar farkedemez. Ancak ürünü kullanıp sorunlarıyla karşılaştığı vakit, işin işten geçtiği vakittir. Ürünün iadesi yoktur. Bunun tersini düşünecek olursak: Kişi yine bilinci kadar vardır. Kişinin giriştiği konu ne olursa olsun, ilgili konuda bilinçli ise kandırılması bir hayli güçtür. Kişiye almak istediği üründen farklı  bir şey ya da almak istediği ürünün kötüsü gösterildiğinde kişi bunun rahatlıkla anlayabilir ve sonuç olarak istediği ürünü ya da istediği ürüne yakın bir ürün alır. Ancak bu bilinçli kişinin, bilinçsiz kişiye oranla pişmanlık duygusunu yaşama olasılığı bir hayli düşüktür. İşte bu yüzden “KİŞİ, BİLİNCİ KADAR VARDIR.”

KAPİTALİZM HER YERDE! İlişkiler de, topluluklar da, dışarı da, sosyal hayat da, giyim de, işyerinde vs. kapitalizm her yerde… İnsanlar kapitalizm yüzünden birbirleriyle etkileşime geçemiyor. Her şey sosyal medya veya teknoloji ürünleri dediğimiz,  ama aslında kapitalizmin en güçlü silahı olan yerden yürütülmek isteniyor. Bakarsak bugün farklı isimler altında, ama sonuç olarak iletişim kurmak için bir sürü web sitesi bulunmaktadır.  İnsanlar bu sitelere bağımlı yaşıyor. Saniyeler sürmeden insanlar sürekli telefona bakıp aynı şeyleri tekrar yapıyorlar ve işin kötü tarafı da bunun farkında değiller. Araştırmalar telefonunu kaybetmiş insanların, telefonunu kaybettikten maximum beş dakika sonra telefonunu kaybettiklerinden haberdar olduğunu göstermektedir. Oysa farklı türdeki kayıplar da saatler, günler, belki de aylar sonra farkına varılabilmektedir.

KAPİTALİZM İNSANLARI SOSYALLİKTEN UZAKLAŞTIRIYOR! İnsanlar yukarıda bahsini yaptığımız web siteleri üzerinden haberleşmeye, sevgili  olmaya, arkadaş olmaya, dost olmaya, aile olmaya çalışıyor. İlgili web sitelerinden destanlar yazılıyor, aşklar ilan ediliyor, her türlü konuşmalar yapılabiliyor, ancak yüz yüze görüşme öncesinde, “şimdi ben bu şahısın yanına gidiyorum fakat ne diyeceğim?” diye ibareler sürekli kullanılıyor. Belki bu soru kişiyi daha sonrasında görüşmekten bile alıkoyabiliyor. Bunun büyük orandaki sebebi, kişinin genel olarak sanal alemde görüşmeler yapmasından kaynaklanmaktadır.

SOSYAL MEDYA “KAPİTALİZM” ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ VERİYOR! İnsanlar tüm işlerini sosyal medya üzerinden gerçekleştirmek istiyor. Yukarıda bahsini yaptığımız web siteleri, artık bir iletişim aracı olmaktan çıkarak; aksine iletişimin kendisi olmaya başlamıştır. İnsanlar giderek sanal aleme bağlı kalıyor. Sürekli sanal alemden mesajlaşmalar, görüntülü konuşmalar yapılıyor. Mesajlar,  güzel sözler, vs. çoğunlukla bir başka yerden alıntı yapılıyor. Yani hep ezber-kopya…  Bu böyle devam ettikçe insanlar farkında olmadan yapaylaşıyor ve yaratıcı özelliklerini kaybediyor. Bunun ilerleyişinde farkında olmadan özgüven eksikliği açığa çıkıyor. Bir araya gelmekten, göz göze bakmaktan, iki çift tatlı söz etmekten çekiniliyor; konuşurken çoğu kişinin dili tutulabiliyor, söylenecek söz unutulabiliyor. Yine buna ek, sosyal medya kullanıcılarının bir çoğunda, arkadaş sayısı, takipçi sayısı, beğeni sayısı giderek önem kazanmış durumda. Bunlara bütün olarak bakılınca, aslında teknolojinin (kapitalizm) bizi ilerletmek değil de, geriletmek istediğini net bir şekilde görebiliyoruz. İşte bu kapitalizmin temel ilkesidir, diyebiliriz. Çünkü kapitalizm; insanları gerici, anlayışsız, dargörüşlü vs.  yaparak ayakta durabileğini bilir…

Teknoloji özünde herkes için elzemdir! Ama kapitalizm teknolojiyi daha çok, insanları geriletmek, bir çoğu şeyden bihaber bırakmak için geliştirmekte. Örneğin görüyoruz insanlar sosyalleşmek için bir araya gelmek istiyorlar ve aslında sosyalleşmek için bir araya geldiklerinde bile sanal alemden kopamıyorlar. Bunu hemen hemen her yerde görebilmekteyiz. Örneğin dört arkadaşın sohbet etmek adına bir araya geldiklerini varsayalım. Devamında bir kafede oturduklarını hayal edelim. Çoğunluk olarak gördüğümüz: bu ve bu gibi dört arkadaş kafede oturduklarında bile, ellerinden telefon düşmemektedir. Telefondan bir başkalarıyla iletişim haline geçmek ya da bir başkasının nerede ne yaptığını kontrol etmeye çalışmaktadırlar. Oysa dört arkadaş bir araya gelip, neler yaptıklarını, hayallerini, hedeflerini, düşüncelerini, dertlerini birbirlerine anlatacaktılar… Ama bunların hepsi sosyal medya üzerinden yapılıyor. Dört arkadaş var ama dilleri yokmuş gibi… Ciddi bir özgüven açığı ve yapaylaşma ortada… Sizce de çok acı değil mi? Evet, bence de ÇOK ACI…

İNSANLAR, İNSANLARI GÖRMÜYOR! Kapitalizm, insanlara birbirlerini göremeyeceği, ezip geçeceği ağırlıkta rekabet yüklemiş durumda. Kapitalizm, insanların gözüne perde çekmiş durumda. İnsanlar bu rekabeti görmezden geliyor. Aslında burjuva diye adlandırılan patronlar da bu rekabetin farkında değiller. İçleri kararmış ve ellerinin altındaki tüm işçileri para ile satın aldıklarını düşünerek, işçileri ölesiye çalıştırmak istiyorlar. Sırf rakip firmaların önüne geçmek için… Yani burjuva (patron) artık ihtiyaçtan dolayı kazanç elde etmek istemiyor; girdikleri rekabetten dolayı sıralamada, rakip firmaları geçmek adına daha çok kazanmak istiyorlar. Haliyle bu da sürekli işçinin üzerinde, fizyolojik ve psikolojik bir baskıya sebep olabiliyor. Yani bir burjuva (firma), bir iki sıralama öne geçmek için, yüzlerce işçiye eziyet ediyor, kimi işçi fazla mesai yüzünden evine gidip  ailesini çocuğunu-eşini göremiyor. Kimisi iş kazası sebebiyle yarı sakat insan olarak kalıyor ve patronlar da bunu, işçiye ufak bir tazminat vererek kapatıyor; tabi bu ufak tazminatı almak da günümüzde bir hayli güç…

KAPİTALİZM-BURJUVA İŞÇİNİN YAŞAMASINI İSTİYOR! Doğru duydunuz, burjuva(patron) işçinin yaşamasını istiyor. Bunun içinde işçiye sadece asgari ücret ödüyor. Yalnız, işçiye ödenilen bu asgari ücret, işçinin sadece yaşamını sürdürebilmesi için ödenmektedir. Aktivite sürdürebilmesi için değildir. Burjuvanın gözünde, işçinin sosyalliğe ihtiyacı yok, işçinin gezmeye-kafa dinlemeye ihtiyacı yok; burjuvanın gözünde işçi, malesef ki malesef insan niteliği taşımamaktadır. Çünkü burjuva, satın alma gücüne inanmaktadır. Verdiği asgari ücret ile o kişiyi satın aldığını düşünür ve aslında o kişi burjuvanın gözünde  bir işçi değildir, bir köledir ve köle gibi çalışmak zorundadır! KAPİTALİZM İNSAN AKLINA SAYGISIZLIKTIR!

İnsanların bir kısmı “kapitalizmin var olup olmaması, elimizde değil” diyor. Buna  gerekçeleri ise, diğer insanların bunu idrak edemeyeceğini düşünmeleridir. İşte bu kapitalizmin içinde olup da, kapitalizmden bihaber yaşamanın ta kendisidir. Kapitalizmi farkında olmadan kabullenmektir. Yani bu net olarak, köleliği kabul etmek, paraya itaat etmek, insan olmadığını kabul etmektir. Bu topraklar, ağaçlar, taşlar, duvarlar, doğa ve diğer her şey hepimize ait, bir başkasına değil…  Sonuç olarak farklı sözcüklerle farklı şeyleri şikayet ettiğimizi düşünüyor olsak da, var olan en küçük ve en büyük işkencenin sebebi kapitalizmdir. Kapitalizmi biz insanlar var ettik, yine biz insanlar yok edeceğiz. Bunu bilinçle yapacağız, bilinçlendirmek için uğraşacağız, güçlerimizi birleştirip boyun eğmeyeceğiz; ÖRGÜTLENECEĞİZ!

SAĞLIKLA-SPORLA-BİLİMLE-BİLGİYLE KALIN!

Bu konuyla ilgili yorumunuzu yazın